21 YY Manzaraları
Beraber intihar edecektik
Mehmet TÜRK-Bayram BULUT-Deniz YILMAZ/SİLVAN (Diyarbakır), (DHA) 19 Ağustos 2010
Silvan’da üç tekerlekli el arabasıyla zaman zaman sebze ve meyve satarak, zaman zaman da hamallık yaparak geçimini sağlayan 4 çocuk babası Hacı Örüç’ü intihara sürükleyen olay, 4 gün önce meydana geldi. Günlerdir hiç bir iş yapamayan, evine yiyecek getiremeyen Örüç, iftarını açmak için geldiği evinde eşi Hediye Örüç’e yemekte ne olduğunu sorunca, “Yemek yapacak bir şey yoktu, yemek yok” karşılığını alınca, bunalıma girdi. Çocuklarını sarılıp bir süre ağlayan Örüç, daha sonra evin mutfak-banyo bölümüne geçip, kendisini iple tavana astı. Eşi bir süre sonra merak edip odaya girdiğinde Hacı Örüç’ü ipi keserek indirip, kamşularının yardımıyla hastaneye götürdü. Ancak, Örüç, kaldırıldığı Diyarbakır Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yapılan tüm müdahaleye rağmen önceki akşam yaşamını yitirdi.

ÖLDÜKTEN SONRA YARDIM GELDİ
Hacı Örüç’ün dramının DHA’nın haberiyle gündeme gelmesinin ardından Silvan’ın BDP’li belediyesi tarafından aileye şeker, zeytin, makarna, margarin ve un gibi kuru gıda yardımında bulunuldu. Türkiye’nin dört bir yanından arayan yardımseverler de Örüç ailesine yardım etmek için girişimde bulundu.
Örüç, ailesinin yaşadığı Bağlar Mahallesi sakinleri de aralarında topladıkarı 1500 TL’lik yardımı Hediye Örüç’e teslim etti.
Eşinin intiharının ardından aylık 100 TL kira ödedikleri evde çocukları ilköğretim okulu 4’üncü sınıf öğrencisi Sadaka (11), bu yıl okula başlayacak Ayşe (7), Ahmet (5) ve Abdulhamit (1) ile başbaşa kalan Hediye Örüç (37), büyük üzüntü yaşıyor.
Anne Örüç, eşinin son 1 yıl içinde para kazanamadığını anlattı. Komşularının verdikleri yemeklerle karınlarını doyurduklarını söyleyen Örüç, “Komşularımız bize zaman zaman para, bazen yemek, bazen de çocuklarının giymediği giysileri getiriyordu. Bu yardımlarla geçiniyorduk. Eşim hem hasta, hem de güçsüzdü. Burnundan 3 kez ameliyat oldu. Ama yine de iyileşmedi. Mesleği de yoktu. Günübirlik işlere giderdi” dedi.
BİRLİKTE İNTİHARI DÜŞÜNMÜŞLER
Anne Örüç, yaşadıkları çaresizliği anlatırken, 15 gün önce eşi ile birlikte intihar etmekten bahsettiklerini söyledi. Çocukların uyuduğu sırada intihar konuştuklarını anlatan Örüç, “O akşam yine yemek bulamamıştık. Eşimle oturup ne yapabileceğimizi konuştuk. Ben intihar edeceğimi söyledim. Eşim de, ‘Sen etme. Ben çocuklara bakamam. Ben intihar edeceğim’ demişti. Uyuyan çocuklarımıza bakarak birlikte ağladık ve intihardan vazgeçmiştik” dedi.
ÇOCUKLAR EVE GİRMEYE KORKUYOR
Eşinin ipe asılı halini çocuklarıyla birlikte gördüklerini ve bu yüzden korkudan eve giremediklerini anlatan Edibe Örüç, şunları söyledi:
“İftar saatinde eşimi iple tavana asılı halde bulduk. Ben ve 4 çocuğum bunları gördük. Yanımızda kimse yoktu. Şimdi de yanımızda kimse yok ve hem ben hem çocuklarım içeri girmeye korkuyoruz. Çocuklarım içeri girdiklerinde bağırıyorlar. Babalarının ipe asılmış halini gördüklerini söylüyorlar. Ben de aynı şeyleri görüyorum. Kimim kimsem yok. 4 çocuğumla ortada kaldım. Eşimden bana kalan tek hatıra duvardaki fotoğrafı oldu.”
Borcunu ödeyemeyince 80 yaşında cezaevine girdi
Tunay YAZICI/ÇİVRİL (Denizli), (DHA)
Denizli’nin Çivril İlçesi’nde ayçekirdeği ticareti yapan 80 yaşındaki Hulusi Keskin, üç yıl önce Şakir Kocakaplan’dan aldığı ürün karşılığı verdiği 6 bin 600 liralık senedi ödeyemeyince mahkemelik oldu. Uygulanan haciz işlemi sırasında borcunu 2 taksitte ödeyeceği taahhüdünü de yerine getiremeyen Keskin, Çivril İcra Ceza Mahkemesi tarafından 3 ay hapse mahkum edildi, cezaevine konuldu.
Çivril’de seyyar olarak oğlu Tuncay Keskin’le birlikte ayçekirdeği ticareti yapan Hulusi Keskin, üç yıl önce Irgıllı Beldesi’nden çiftçi Şakir Kocakaplan’dan ürün alıp, karşılığında 6 bin 600 liralık senet verdi. Ekonomik kriz yüzünden sıkıntılı bir yıl yaşayan Keskin, vadesi gelince borcunu ödeyemedi.
2009 yılında Şakir Kocakaplan’ın avukatı, icra işlemi başlattı. Vekalet ücreti, icra masrafı ve yasal faiziyle birlikte 10 bin liraya ulaşan borç için haciz işlemi yapılmak istendi. Evli ve 4 çocuk babası Hulusi Keskin, süre istedi ve borcunu Eylül ve Ekim 2009′da iki eşit taksit halinde ödemeyi taahhüt edince haciz işlemi durduruldu. Ancak Hulusi Keskin, verdiği taahhüdü de yerine getiremedi.
Hulusi Keskin, Şakir Kocakaplan’ın avukatının açtığı davada taahüdünü yerine getirmediği için 3 ay hapse mahkum edildi. Polis tarafından 17 gün önce evinden alınan 80 yaşındaki Keskin, tutuklanarak Çivril Cezaevi’ne konuldu.
Yaşlı adamın borcu yüzünden tutuklanması ailesini perişan etti. Dedesini çok seven Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Saadet Keskin, dedesini hapisten kurtarmak için bankadan 5 bin lira tüketici kredisi aldı. Hulusi Keskin’in Çivril Belediyesi’nde işçi olarak çalışan oğlu Nihat Keskin de ayda 500 lira ödeme taahhüdünde bulundu, ancak alacaklı Şakir Kocakaplan isteği kabul etmedi ve masraflarla birlikte 10 bin lirayı aşan alacağının tamamını istedi.
‘CEZASINI EVİNDE ÇEKSİN’
Dedesinin ayağının kırık olduğunu, bu yüzden oturarak tuvalet ihtiyacını gideremediğini, yaşlı olduğu için cezaevinde zor günler geçirdiğini söyleyen Saadet Keskin, yetkililerden yardım istedi. Dedesini çok sevdiğini söyleyen Saadet Keskin, içinde bulundukları durumu şöyle anlattı: “Dedem 80 yaşında. Ayağı kırık, şekeri, tansiyonu var. 80 yaşındaki bir insanın hapse atılmasını kim kabul edebilir? Bankadan 5 bin lira kredi çektim. Babam da maaşından her ay 500 lira kesinti yapılmasını teklif etti ama alacaklı taraf kabul etmedi. Dedemin hapisten çıkması için parayı ödememiz gerekiyor. Alacaklı avukatı teklifimizi kabul etmediği için dedemi hapisten çıkaramıyoruz. Yetkililere sesleniyorum. Dedemi hapisten kurtarın. En azından cezasını evinde çekmesini istiyoruz.”
Yaşlı adamın eşi Dudu Keskin de oğullarını Nihat ve Tuncay Keskin’e sarılarak, “Paramız olsa hemen öderiz. Ama maddi gücümüz yok. Bu yaşta hapse düşmesini kabul edemiyoruz, gururumuza dokunuyor. Yetkililerden yardım istiyoruz” diye konuştu.
Alacaklı Şakir Kocakaplan’ın avukatı Nuran Aksu ise vekilinin talepleri doğrultusunda hareket ettiğini, borcun üç yıldan bu yana tahsil edilememesi ve verilen taahhüdün yerine getirilememesi nedeniyle hapis kararı verildiğini belirterek, “Yapılacak bir şey yok. Borçlu verdiği taahhüdü yerine getirmediği için böyle bir karar verildi. Borcunu öderse tahliye edilir. Ben müvekkilimin talimatlarına göre hareket ediyorum” dedi.
Eylemdeki TEKEL işçisi iki kardeş babalarını kaybetti
İzmir’deki Tekel iş yerinde çalışan Hüsniye Bayram ve Yasemin Çelenk kardeşler, kalp krizi geçiren babalarının vefat haberini eylemlerine devam ederken öğrendi. Kız kardeşleri, ilk olarak günlerdir birlikte eylem yaptıkları, yemeklerini, giyeceklerini paylaştıkları arkadaşları teselli etti. Diğer illerden gelerek eyleme katılan işçiler de kız kardeşlere başsağlığı dileklerini iletti.
İki kardeş, arkadaşlarının desteğiyle babalarının cenazesine katılmak üzere eyleme ara vererek Ankara’dan ayrıldı.
TEKEL işçisinin dramı, Kızının cenazesinden ekmek kavgasına
ABLANIN GÖZYAŞLARI: OSMAN YAŞASIN
Ailenin Kozluk Yatılı İlköğretim Bölge Okulu’nda (YİBO) 8’inci sınıfta okuyan kızları 15 yaşındaki Kamile Arslan da kızkardeşini kaybetmenin acısını yaşadığını belirterek gözyaşları içinde şunları söyledi:
“Babam 45 gündür eylemdeydi. Acımız büyük. Mizgin’in testlerini almak için öğrenci arkadaşlarım arasında para topladık. Ancak onu kurtaramadık. Her yıl takdir alıyordum. Bu hastalık yüzünden huzurumuz kaçtı. Babam eylemden cenazeye gelince ona sarıldım. Okumak istiyorum. Psikolog olup, insanların sorunlarını paylaşmayı arzuluyorum. Babamın da kadrosunu kaybetmemesi için her gün dua ediyorum. Şimdi de küçük kardeşim Osman’ın hayatta kalması için destek bekliyoruz.”
Türkiye’nin doğusu ‘tarihi Ermenistan’da, Bir harita rezaleti daha!
ABD’nin başkenti Washington’daki George Washington Üniversitesi Hukuk Okulu’nda, “Türkiye-Ermenistan Protokolleri: Gerçeklikler ve Mitler” başlıklı seminerde gösterilen harita tartışma yarattı.
Hürriyet
Konuşmacıların arkasındaki haritada Türkiye topraklarının bir bölümünün “Tarihi Ermenistan” başlığıyla Ermenistan toprakları olarak gösterilmesi üzerine Türkiye Büyükelçiliği’nden bir yetkili, haritanın seminerin konusunun yasal boyutuyla çeliştiğini söyleyerek tepki gösterdi. Seminere Türk tarafının bakış açısını yansıtacak herhangi bir kişinin davet edilmediğine dikkati çeken büyükelçilik yetkilisi, bunun tarafsızlığa gölge düşürdüğünü de kaydetti. Bunun üzerine seminerdeki konuşmacılardan olan üniversite öğretim üyesi Sean Murphy, sorumluluğu üstlenerek, haritayı arama motoru Google’dan aldığını söyledi. Murphy, “Bir karışıklığa yol açtığı için özür dilerim” dedi.
ABD Dışişleri: Protokol kararı önşart içermiyor
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Crowley, Ermenistan Anayasa Mahkemesinin Türkiye-Ermenistan protokolleriyle ilgili gerekçeli kararıyla ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, mahkeme kararının protokollerin onaylanması sürecinde ileriye doğru olumlu bir adım olduğu belirtildi.

Maliyeti düşürmek için mazota yağ karıştırıyorlar
Aydın Şoförler Odası Başkanı Ali Tuncal, “Şoförlerimiz, piyasada litresi 2 TL’ye satılan 10 numara yağı alıp, mazot ile karıştırarak, akaryakıt maliyetini düşürmeye çalışıyor” dedi.
Tuncal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 29 Aralık 2009 tarihinde akaryakıt ürünlerinin fiyatlarında yapılan artışın şoför esnafını ümitsizliğe düşürdüğünü ve akaryakıt giderlerini düşürmek için çeşitli çareler üretmeye ittiğini öne sürdü.
Tütünler üreticilerin elinde kaldı
Arıdağ köyü muhtarı Şevket Bora, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl ektikleri ve dünyaca meşhur Bitlis tütünün ellerinde kalmasından dolayı sıkıntı yaşadıklarını söyledi.
Köylünün tek gelirinin tütün olduğunu ifade eden Bora, şöyle konuştu:
“Tarlalarımızda tütünün dışında hiçbir ürün yetişmiyor. Tütünü de kaldırdılar. Ne yapacağız, nasıl geçimimizi sağlayacağız? Geçen yıl ektiğimiz tütünler elimizde kaldı. Devlet almıyor. Bizimle birlikte yaklaşık 12 bin 500 ekicisi mağdur oldu. Bize bir çözüm bulunması gerekiyor. Toprağımızda, buğday, mısır, sebze ve yonca yetişmiyor. Tütün bizi ayakta tutuyor. Devletin bize imkan sunmasını istiyoruz. Ekimi durdurdular. Bize çare bulsunlar. Özel firmalar gelip bizden tütünlerimizi alacaklarını söylüyorlar. Fakat bugüne kadar kimse gelmedi. Ekim izni verilmezse perişan olacağız.”

