NEDEN HAYIR
AKP Hükümeti tarafından hazırlanan ve AKP’li milletvekillerinin oyları ile kanunlaştırılan “Anayasa Değişiklik Kanun Teklifi”, Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerini aşarak yaptığı yeni düzenlenmiş haliyle halkın oyuna sunulmaktadır.
Türk Milleti, 12 Eylül 2010 tarihinde Anayasa değişikliği için sandığa gidiyor;
Artık, söz ve karar millete aittir.
Milletimiz kendi özgür iradesi ile kendi geleceğine karar verecektir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak, milletimizin ve ülkemizin hayırlı geleceği için bu Anayasa değişiklik teklifine HAYIR diyoruz.
Bize göre;
Türkiye’nin en önemli zenginliği ve stratejik değeri Türk Milletinin birliğidir.
Birliğimiz, huzur ve dirliğimizin kaynağıdır.
Biz kendimizi Türk milletinin birliğinin teminatı olarak görmekteyiz. Bunun siyasetini yapıyoruz; Siyasetimizin kaynağı ve amacı budur.
Türk Milleti, tüm farklılıkları ile bin yıldır bu topraklarda birlikte yaşamış; et-tırnak misali bir olmuş ve birlikte verilen bir milli mücadele sonucunda Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur.
Milletimizin birliğini, Türk Milleti kimliği ile tekliğini, bedelini atalarımızın kanları ile ödediğimiz bu topraklar üzerindeki egemenliğini ve birlikte kurduğumuz devletimizin bağımsızlığını canımızdan aziz biliriz.
Referanduma sunulan Anayasa değişiklik kanunu, milletimizin birliği ve ülkemizin geleceği açısından bir yıkım projesidir; Milletimizin farklılıklarını kimlikleştirerek birlikte yaşayan insanlarımızı ayrıştırmaya zemin hazırlamayı amaçlamaktadır.
AKP Hükümeti ve Başbakan tarafından “Bireysel özgürlükleri arttırmak ve demokrasi standardını geliştirmek “ amacı ile yapıldığı iddia edilen bu anayasa değişikliği, aslında yine Başbakan’ın ifadesi ile “Kürt Açılımı”nın önünü açmak ve buna bir alt yapı hazırlamak için yapılmaktadır.
Başbakan bu hususu Kanal 24 Televizyonu Açık Görüş Programında 17 Nisan 2010 tarihinde açıkça ifade etmiştir. Başbakan’a göre anayasa değişikliği ile gerçekleştirilmek istenen; Kürt Açılımının önünü açmak ve daha sonra yapılacak hukuki düzenlemelere Anayasa Mahkemesi’nin engel olmasına tedbir geliştirmektir.
Böyle olunca konuşulması ve tartışılması gereken husus, anayasa değişiklik teklifinin ne getirdiği değil Başbakan’ın başlattığı “Kürt Açılımı” nın içeriği ve amaçları olmalıdır.
BİZE GÖRE,
Başbakan’ın Kürt Açılımı, siyaset üreterek ve buna dayalı hukuk kurarak PKK’nın isteklerinin gerçekleştirilmesidir.
Kısacası Başbakan’ın demokratik açılımı aslında PKK Açılımı’dır.
Bu bir “YIKIM PROJESİ”DİR. Milletimizin birliği için bir ihanet projesidir.
Halkımız, 12 Eylül’de sandıkta;
AKP’nin başlattığı PKK Açılımı’nı oylayacaktır.
AKP İktidarı’nın milleti ayrıştıran, alt-üst kimlik diye bölen bölücü siyasetini oylayacaktır.
19 Ekim 2010 tarihinde Habur’da yaşanan ihaneti ve rezaleti oylayacaktır.
Habur’da PKK teröristlerini aklayan yargılama anlayışının ve talimatla hareket eden hâkimlerin Anayasa mahkemesine taşınmak istenmesini oylayacaktır.
Halkımız, 12 Eylül’de sandıkta;
AKP’yi, Başbakan’ı ve halkımız için zülme dönüşen AKP İktidarını oylayacaktır.
8 yılın sonunda ülkemizin ve milletimizin geleceği için bir “milli güvenlik sorunu” haline dönüşen AKP İktidarını oylayacaktır.
Büyük Ortadoğu Projesine EŞBAŞKAN’LIK yaparak “Devletin, ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne” karşı bölücü siyaset üreten Başbakan Recep Tayip Erdoğan’ı oylayacaktır.
Takdir Milletimizindir;
Türk Milleti, 12 Eylül’de birliğine ve geleceğine sahip çıkacak; “Küresel güçlerin siyasi emelleri ile şahsi çıkarlarını birleştirmiş gaflet, delalet hatta hıyanet erbabı ülke yöneticilerine” ve taşeron iktidarlara ders verecektir.
PKK, 25 yıldan bu yana Türkiye’ye saldırmaktadır. 40.000 insanımızı katletmiştir. Ancak, “Kürt Devleti”ni kuramamıştır. Bir Kürt Milleti yaratamamıştır. Milletimizi bölememiştir. Birbirine düşürememiştir.
Başbakan;
1-12 Ağustos 2005 tarihinde Diyarbakır meydanında önce “Kürt Kimliği”ni tanıdığını söylemiştir. Sonra da bu kimliğin sorunlarını siyaset üreterek çözmek sözü vermiştir; PKK’ya “ silahları bırakın masaya gelin” diye davetiye çıkarmıştır.
2-23 Temmuz 2009 tarihinde, Diyarbakır’da verdiği sözü de hatırlatarak bu sözün gereğince “Kürt Açılımı”nı başlattığını ilan etmiştir.
3-17 Nisan 2010 tarihinde “ Anayasa değişikliğini” Kürt Açılımının önünü açmak ve hukuki alt yapısını hazırlamak için yaptığını ifade etmiştir.
Başbakanın bu üç konuşması birlikte ele alınırsa; Anayasa Değişiklik Teklifinin maksadı ve misyonu ortaya çıkar.
Aslında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin İstanbul il başkanı olarak bu görüşleri 18 Aralık 1991 tarihinde düzenlediği ”Kürt Sorunu Raporu” ile ifade etmiştir.
Bu raporda yer alan sonuç ve talepler, metinde tanımlandığı şekliyle özet olarak tekrarlanırsa;
- Kürt kimliğinin kabul edilmesi,
- Kültürel hakların tanınması,
- Resmi denilen ideolojinin sorgulanması,
- Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaların kaldırılması,
- Kürtlerin yaşadığı bölgelerde Kürtçe’nin öğrenilmesi ve öğretilmesi için yasal imkânların hazırlanması,
- Ana dilde eğitim hakkının verilmesi,
- Bu hakların Türkiye’de yaşayan diğer halklara da tanınması,
- Irkçı, asimilasyoncu ve baskıcı olmayan yeni bir hukuk devleti anlayışının ön plana çıkartılması, konuları dikkat çekicidir.
Bu konuların zamanında öylesine hazırlanmış ve söylenmiş arızi tespitler olmadığı, bugün AKP siyaseti halinde gelmiş olduğu ve Başbakan tarafından savunulmaya devam edildiği görülmektedir.
Anlaşılan odur ki, Başbakan Erdoğan 1991 yılında terörü yok sayan ve kanlı eylemleri bir kimlik ve kültür talebi gibi algılayan zihniyetini 18 yıl muhafaza etmiş ve yönetime geldiğinde gerçekleştirmek için fırsat kollamıştır.
Nitekim bugün benzer talepler olarak resmi ve gayri resmi ağızlardan fısıldanan ve konuşulan yukarıdaki taleplerin bir kısmı 2005 yılında Başbakan’ın Diyarbakır konuşmasında da yer almıştır.
Yine aynı şekilde, dar bir kavim körlüğü ile baktığı millet kavramına karşı ülkemizde 36 olduğunu iddia ettiği kimlikleri her konuşmada teker teker saydığı da bilinmektedir.
Geçtiğimiz baharda sarf ettiği “farklı etnik kimlikte olanlar ülkemizden kovuldu. Bu aslında faşizan bir yaklaşımın neticesiydi” şeklindeki görüşleri ile “ne mutlu Türküm diyene” ifadelerinin silinme çabalarını da yine 1991′de ırkçı ve asimilasyoncu olduğunu iddia ettiği devlet yapımızın eleştirisinin devamı olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa değişikliği, halkımızın demokrasi taleplerini karşılamak veya ülkemizin sorunlarını çözmek için değil öncelikle bölgemizde bir Kürt Devleti kurmak isteyen Küresel güçlerin küresel projelerini gerçekleştirmek için bir hukuk zeminini hazırlamak ve bir siyaset dili geliştirmek için yapılmaktadır.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında Sevr Barış ANTLAŞMASI ile kurulmak istenen “Kürt Devleti”hayali, Milletimizin ateşle imtihan edildiği Milli Mücadele sonunda imzalanan Lozan Barış Antlaşması ile yırtılıp atılmıştır.
Bu gün, SEVR Barış Antlaşmasının sahipleri, geçen yüzyılda yarım kalan heveslerini ve hesaplarını, yeni bir yüzyılın ilk çeyreğinde gerçekleştirmek için önce silahlı taşeron olarak PKK’yı kullanılmışlar ancak başarılı olunamamıştır.
Şimdi ise yeni bir metod olarak siyaseti ve bir siyasi taşeron olarak AKP’yi ve Başbakan’ın BOP’un EŞBAŞKANI olmak hevesini kullanarak bu yarım kalmış projeyi gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar.
AKP’nin Anayasa Değişiklik teklifi bu projenin önünü açmak ve anayasa hukuk zemininde bir alt yapı kurmak için AKP
BİZE GÖRE;
AKP’NİN ANAYASA DEĞİŞİK TEKLİFİ BİR ALDATMADIR
Anayasalar, kutsal metinler değildir; DEĞİŞTİRİLİR.
1982 Anayasa’sı da değiştirilmelidir.
MHP, bu isteğini 1999, 2002 ve 2007 seçim beyannamesinde ifade etmiştir.
MHP, 1982 Anayasa’sını değiştirmeye söz vermiştir.
Anayasa;
- Vatandaşların temel hak ve hürriyetlerini teminat altına alan,
- Siyasi rejimin ve devlet organlarının görev ve yetkilerini belirleyen,
- Kanunlar hiyerarşisinin en üstünde temel hukuk normlarıdır.
- Birey- toplum- devlet arasındaki hukuku belirleyen bir “Mutabakat Belgesi”dir.
Anayasa değişikliği yapılırken iki hususa uymak zorunludur,
1- Toplumsal uzlaşmayı temin etmek,
2- Devletin kuruluş hukukuna bağlı kalmak.
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ,
- Devlet ile Milleti kucaklaştıracak,
- Milletin değerleri ile Devletin değerlerini bağdaştıracak,
- Demokrasi ile Cumhuriyeti barıştıracak,
- Vatandaşın temel hak ve hürriyetlerini evrensel standarda yükseltecek,
- Milletin bölünmez bütünlüğünü sağlayacak üniter yapı içinde Devleti kurum ve
Kuruluşları ile uyum içinde çalıştıracak,
- Kuvvetler ayrılığına dayalı parlamenter demokratik düzeni iyileştirecek,
- Cumhuriyetin temel nitelikleri ile Anayasamızın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek maddelerini koruyacak bir anayasa değişikliği yapılmasını istemektedir.
Bunun için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde her partiden eşit sayıda üyenin katılacağı bir “Anayasa Değişikliği Uzlaşma Komisyonu” kurulmasını istemektedir. OY BİRLİĞİ usulü ile hazırlanacak Anayasa değişiklik taslağının yapılacak ilk seçimde halka sunularak seçilen mecliste kanunlaştırılmasını teklif etmektedir.
MHP bu teklifini, 24 Eylül 2007 tarihinde resmen TBMM’ne ulaştırmıştır.
AKP, bu anayasa değişiklik teklifi ile bütün bu hususlara kulak tıkamıştır.
AKP bu anayasa değişiklik teklifi ile şunları gerçekleştirmek istemektedir.
- Kuvvetler ayrılığına dayanan parlamenter sistemin denge ve denetim mekanizmaları iktidar partisi lehine bozulmaktadır.
- Yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı ile hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri zedelenmektedir.
- Parlamenter sistem yerine ucu diktaya açık ucube bir başkanlık sistemi özlemine zemin hazırlanmaktadır.
- “Devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve laik cumhuriyet ilkelerine” (Anayasa 14. ve 2, 3 ve 4. maddeleri) karşı suç işlenmesini suç olmaktan çıkartmaktadır. ( Bu suçların odağı olmaktan dolayı AKP ve PKK’nın partileri Anayasa Mahkemesi tarafından sürekli kapatılmaktadır. Bu değişiklik teklifi ile öncelikle bu hususa tedbir getirilmek istenilmiştir. Değişiklik teklifi 8. maddesi ile “ meclis çalışmalarındaki oy ve sözler, Mecliste ileri sürülen düşünceler ile idarenin eylem ve işlemleri, odaklaşmanın tespitinde gözetilemez” diyerek bölücü ve laiklik karşıtı siyasete imkân tanınmak istenmiştir.
Bu anayasa değişiklik teklifi ile Başbakan Erdoğan’ın gerçek niyeti ve gizli gündemi açığa çıkmıştır.
1- Çok ağır şartlarda geçim mücadelesi veren Türk milletinin acı gerçeği olan açlık, işsizlik, yoksulluk gibi temel sorunlarının tartışılmasını önlemek, bunlar üzerine örtü çekerek AKP’nin bu alanlardaki karanlık sicilini gözlerden kaçırmak ve kafa karıştırmak istemektedir.
2- Yedi buçuk yıllık vurgun, soygun, yolsuzluk ve talan döneminin hesabından kurtulmak için güdümlü bir yargı yapılanmasını oluşturmaktır.
3- Etnik bölücülüğü Anayasal suç olmaktan çıkararak önünü açmak, PKK açılımının ilerletilmesinin Anayasal alt yapısını ve kılıfını hazırlamaktır. Otuz altıya bölünmüş Türkiye’yi gerçekleştirmek için hukuki engelleri “birinci Anayasa paketiyle” ortadan kaldırmaktır.
4- Gerilimler üzerinden toplumu cephelere ayırmak, çatışma ile oluşacak kamplaşmadan siyasi yığınak oluşturarak seçim kararı verebilmektir.
AKP, kendi siyasi varlığının devamı açısından son derece hayati olan bu konular üzerinde sahte demokratlık ve mili irade savunuculuğu maskesi altında her türlü çirkinliği sergilemiştir.
Bu teklifin içinde;
Millet yoktur, Milletin iradesi yoktur, Milletin beklentisi yoktur.
TÜRK MİLLETİ ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİ İLE,
- AKP’den inançlarına göre yaşarken başörtüsü, imam hatip okulu mezunu olmak gibi sebepler ile devletin kendisine eşit hizmet sunmayışına çözüm bulmasını beklemektedir.
- AKP’den terörü ve asayişsizliği bitirmesini beklemektedir.
- AKP’den yoksulluğa, yolsuzluğa, hayat pahalılığına ve işsizliğe çare olamayışlarının hesabını vermesini beklemektedir.
- AKP’den İş beklemektedir. Aş beklemektedir.
- AKP’den düşünce, inanç, teşebbüs, örgütlenme ve benzeri alanlarda temel hak ve hürriyetlere güvence beklemektedir.
Bu teklifin içinde Milletin beklentisinden eser yoktur.
Bu teklifle AKP, millete değil, kendine çalışmaktadır.
Milliyetçi Hareket Partisi’nin Anayasa Değişikliklerine “HAYIR” kararının gerekçesi şunlardır:
MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ;
1- Milletimizin önceliklerine ve taleplerine cevap vermeyen ve dışarıdan sipariş edilen bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir,
2- Toplumun huzursuz, devletin gergin, Anayasal kurumların kavgalı olduğu bu süreçte sağlıklı bir sonuç alınmayacağı için bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
3- Milletimizin yeni kutuplaşmaların içine girmesine engel olmak ve mevcutların derinleşmesini önlemek için bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
4- Sekiz yıla yaklaşan iktidarı ile şaibeli ilişkiler ve istismarın odağı olmuş, AKP’nin hazırladığı bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
5- Toplumsal kırılganlığı ve farklılaşmayı daha da artıracak olan bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
7- Geride kalan yıllarda partimizin uyarı ve önerilerine kulaklarını kapatmış ve bir uzlaşma aramadan AKP tarafında hazırlanan bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
8- Tamamen tükenmiş, başarısız, kabiliyetini kaybetmiş, iflasına bahane arayan AKP Hükümetinin oluşturduğu bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
9- Ülkemizi ve milletimizi bölmeyi amaçlayan ve hazmettirme sürecinin ilk adımı olan bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
10- Milletimizi yokluğa mahkum etmiş müflis zihniyetin rezaletlerini örtme arayışlarının, gündemi değiştirme çabalarının maskesi olan bu “Anayasa Değişikliklerine Hayır” demektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak inanıyoruz ki;
TÜRK MİLLETİ, 12 EYLÜL’DE;
Bölünmeye, parçalanmaya, ayrışmaya, farklılaşmaya ve kutuplaşmaya hayır diyecektir.
Teröristle kucaklaşmaya, terörle yaşamaya, teröre boyun eğmeye, teröre teslimiyete, açılım denilen yıkıma hayır diyecektir.
Milli devletin, üniter yapının, milli kimliğin, milli dilin yıkılmasına, milli birliğin tahribine hayır diyecektir.
Türk milletinden yeni milletler çıkartmak için girişilen alçakça tahriklere ve otuz altıya bölme arayışlarına hayır diyecektir.
İçerden ve dışardan tam bir husumet kuşatmasına maruz kalarak milli birliğimiz ve milli bekamıza yönelmiş hain emellerin gerçeklemesine hayır diyecektir.
Toprak bütünlüğüne ve devlet yapısına yönelik tehditlere ve saldırılara karşı teslim olmuş yönetime hayır diyecektir.
Milli kimlikte değerlerin istismarı ve alt kültürlerin okşanması ile ortaya çıkan ağır tahrikler ve yozlaşmaya hayır diyecektir.
Dış işlerde taviz ve teslimiyete, iç işlerde, çaresizlik, ilkesizlik, kayırmacılık ve aymazlığa hayır diyecektir.
Türk milleti ile yarım kalmış hesabı olanlara, ecdadımızın şanlı tarihinden utanç duyanlara, vatanımızı Sevr şartlarına götürmek isteyenlere hayır diyecektir.
Şehide kelle, katile sayın, eşkıyaya abi diyenlere ve İmralı’dan terörü yönetmeyi demokratik bir hak, Kandil’den saldırıları meşru görenlere hayır diyecektir.
Vatan için hayatını vermiş evlatlarımızın ardından Anadolu’dan yükselen “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” haykırışlarını tahrik sayanlara hayır diyecektir.
Türk milletini çözmek, Türk devletini bölmek için dayatma projeleri üreten güçlerin oluşturduğu kutsal ittifaka hayır diyecektir.
“Tarihle yüzleşme” adı altında ecdadımıza yapılan hakaretlere, isyan elebaşlarını alkışlayan zihniyetlere hayır diyecektir.
Yıllardır kurtulamadığı yokluğa, yoksulluğa, yolsuzluğa, bunları örtmek için oynanan oyunlara hayır diyecektir.
Annelerimizin gözleri yaşlı, gençlerimizin umutsuz, yetişkinlerimizin işsiz, çocuklarımızın eğitimsiz, toplumun karamsar ve pusulasız olmasına hayır diyecektir.
Yolsuzluk yapanlara, yetim hakkına el uzatanlara ve buna seyirci kalanlara hayır diyecektir.
Vurguncuların, soyguncuların, haram lokma yiyenlerin hesap vermekten kaçmasına hayır diyecektir.
Toplumsal huzursuzluk alanlarının genişlemesine, cephelerin derinleşmesine, ülkemizin yeni bir kriz sarmalına sürüklenmesine hayır diyecektir.
İhanet, talan ve yıkım şebekelerinin tahribatı sonucu, Türkiye’nin daha ezik, daha yoksul, daha çaresiz ve daha bitkin bir ülke durumuna düşürülmesine hayır diyecektir.
Sözde darbelerden hesap sorma, vesayet kaldırma, demokrasi getirme gibi değerler üzerinden yapılan istismarlara hayır diyecektir.
Demokrasi adına paketin içine serpiştirilmiş cazip tuzaklara düşmeyecek, nihai oyunu görerek karanlık niyetlere hayır diyecektir.
Defalarca değişen anayasalara rağmen bir türlü değişmeyen kara talihinin devamına mutlaka hayır diyecektir.
Referanduma evet demenin sekiz yıllık yıkım sürecinin artarak devamının geleceğini bilecek, kaderine biçilmek istenen kefene hayır diyecektir.
Açlığa, adaletsizliğe, ahlaksızlığa ve asayişsizliğe hayır diyecektir.
Yokluğa, yoksulluğa, yozlaşmaya, yabancılaşmaya ve yalanlara hayır diyecektir.
Çürümeye, çözülmeye, çöküşe ve çaresizliğe hayır diyecektir.
Krize, kargaşaya, kaosa, korkuya, kutuplaşmaya, kavgaya, karanlığa hayır diyecektir.
Ve nihayet;
Peşmerge ile işbirliğine hayır diyecektir.
Kanlı küresel oyunlara hayır diyecektir.
Bölünmüş Türkiye projelerine hayır diyecektir.
Yeni Habur törenlerine hayır diyecektir.
Anayasa değişikliğine Hayır diyerek, AKP’ye hayır diyecektir.
Anayasa değişikliğine Hayır diyerek, Başbakan Erdoğan’a hayır diyecektir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak tüm bu nedenlerden dolayı;
“AKP’nin Anayasa Değişiklik Teklifine HAYIR diyoruz”

